“Afrika” dendiğinde bir kıtadan çok fazlası gelir insanın aklına. Afrika’nın kıtalar içinde yeri bir başkadır. Bu kıta her ne kadar yoksulluğuyla akıllarda yer etse de insanları cezbeden birçok tatil mekanlarının, eğlence yerlerinin yanında farklı yeryüzü şekilleri ve iklimiyle de anılmaktadır.

Hatta bazen “Afrika sanıldığı gibi yoklukların kıtası değil” sesleri yükselir. Evet, Allahü Teala her yere olduğu gibi Afrika’ya da birçok nimetler bahşetmiştir. Fakat bu nimetlerden Afrikalılar ne kadar faydalanmıştır ki? Afrika halkı öz vatanlarında garip kalmıştır.

Afrikalı öz vatanında gurbetlik çekerken suya da hasret kalmıştır. Kanaatimce suyun ne denli önemli bir nimet olduğunu anlatmaya gerek yoktur. Su hayattır. Çünkü insan sudan yaratılmıştır. Su öyle bir nimettir ki Allah’ın insanlığa ve bütün canlılara en büyük ikramlarındandır.

Maalesef bu büyük ikrama ulaşmak herkes için aynı kolaylıkta değil. Afrika halkının çoğunluğu da bu ikrama, bu nimete kolayca ulaşamayanlardan…  Afrika kıtasının nüfusu 1 milyardan fazla ve nüfusun çoğunluğu suya ulaşmakta sıkıntı çekiyor. Özellikle çöllerle kaplı Etiyopya gibi ülkelerin suya ulaşımları daha da zor. Hatta bu coğrafyada kabileler arası su kavgaları ciddi boyutlara ulaşabiliyor.

Birçok bölgede insanlar suya ulaşmak için kilometrelerce yürümek zorunda kalıyor. Kilometreler sonra ulaşılan su ise içilebilir değil.  Afrikalıların kullandığı suların temiz olmaması ise birçok hastalığı beraberinde getiriyor. Afrika’da insanlar ya susuzluktan ya da suyun sağlıklı olmamasından dolayı çeşitli hastalıklara yakalanıyorlar.

Afrikalılar, yaşam kaynağına -suya- hasret olsalar da yüzlerinden tebessümü eksik etmiyorlar.

İstiyoruz ki o sıcak tebessümlerin ömrü su gibi uzun, sahipleri de su gibi aziz olsun…